17 Mayıs Pazar 2026
Bu plan nereden çıktı onu anlatarak başlamak isterim. Kardeşim Seda aradı, "Abla uçak biletlerinde kampanya varmış, Trabzon'a bilet alalım mı?" diye taaa Ocak ayında. Asla gezme tekliflerini reddedemem zaten ben. Hilal'i (diğer kardeşim) de aradık, "ben de gelirim" dedi. Hemen aldık bileti... Sonraki ay otel parasını ödedik derken gezi gününe kadar geldik. Babam da "madem geziyorsunuz kardeş kardeş, ben de size 5'er bin lira harçlık vereyim" dedi. Babamın finansmanında, benim planımda, Seda'nın başlattığı, Hilal'in sadece dahil olduğu gezi böylece başlamış oldu.
Pazar akşamı 19.00 gibi Trabzon havalimanına iniş yaptık. Taksi ile otele geçtik. Otel merkezde temiz, güzel, kahvaltısı çeşitli, Cebeci Grand Otel. Toplam 3 gece, 3 kişi, 4 kişilik odaya 8379 TL verdik. Eşyaları bırakıp hemen yemek için çarşıya doğru yol aldık. Benim akşam yemeği için seçtiğim mekan Pekünlü Merkez Pide - Meydan Şubesi. Pideler güzeldi ama yanında getirdikleri tereyağı daha güzeldi. Yanına da soğuk kuşburnu istedim, kesinlikle pide ile çok iyi gitti. Kardeşlerim de pideyi çok beğendiler. Toplam 1300 TL gibi bir tutar ödeyerek otelin yolunu tuttuk.

Varış günü akşam yemeği
18 Mayıs Pazartesi 2026
Ben şehirlerdeki günübirlik turların rahatlığını sevdiğim için, Vira Turizm adında bir tur şirketi buldum. Bir gün içerisinde hem Sümela Manastırı'nı hem de Uzungöl'ü gezdireceklerini söylediler. Bir güne bu yerler nasıl sığacak diye düşünmüştüm ama helal olsun sığdırdılar. Öyle acele acele de gezmedik. Turda toplam 10 kişi vardı, kalabalık olmamamız ayrıca beni mutlu etti, rehber kız da çok tatlıydı.
Sabah 09.00 gibi tur minibüsü bizi otelin hemen aşağısında bulunan Hanife Hatun Cami karşısındaki duraktan aldı. Sümela Manastırı yolu üzerindeki kahvaltı mekanı olan Lames Restoran'a geldik. Dere kenarı manzarası şahane bir yer.. Otelde kahvaltı yaptığımızdan dolayı yöresel lezzetleri tadalım dedik. Bir kuymak, lahana sarması ve bir gözleme söyledik. Hepsini aşırı beğendik, ben çayını da çok beğendim. Sanırım 850 TL gibi bir tutar ödedik ve 11.00 gibi oradan ayrıldık. Kasa (15.000 TL) kardeşim Seda'da olduğu için, "Abla paramız bitmek üzere" diyene kadar ben pek ödemeleri takip etmedim açıkcası...
Saat 12.00 gibi Sümela Manastırı'na geldik. Biraz yukarı yürüme yolu var, merdiven falan çıktık ama o manzarayı görmeye kesinlikle değer... Duvalardaki çizimler, taşlar, renkler... Ben çok beğendim. Hikayeye göre iki keşiş rüyasında Meryem anayı görmüş ve birbirlerinden habersiz yola çıkmışlar. Manastırın bulunduğu yerde yolları kesişmiş. Rüyalarını anlattıklarında buraya manastır kurma kararı almışlar. Zamanla gelişmiş tabi bu manastır imparatorluklarla birlikte...
Manastırı gezdik, dönüş zamanına yani saat 14.00'a doğru yağmur önce hafif yağıyordu ardından şiddetini arttırdı. Ben botlarla ve yağmurluklarla geldiğim için baya tedbirliydim.
Sürmene'ye doğru giderken bıçak mağazasında alışveriş için durduk. Ben babama, Seda eşine, Hilal de kendine sürmene bıçağı aldı. Uçakla taşıyamayacağımız için de sağ olsunlar kargoladılar. Ardından sıradaki rotamız olan Furtuna konağına doğru yol aldık, burada da birkaç fotoğraf çekilip deniz havası aldıktan sonra Of ilçesi yolu üzerindeki Demçay Çay Fabrikası'na geldik. Burada çay ikram ettiler, horon gösterisi izledik, çay yapım aşamalarını anlattılar ve satış mağazasından ilk hasat mayıs çayı aldık. İlk hasat çayın en güzel hasadıymış. Tüm kar sularını falan bitki aldığı için çok lezzetli olurmuş. Buradan da 16.00 gibi ayrıldık. Yol üzerinde at binebileceğimiz, salıncaklı falan bir çiftliğe götürdüler. Birkaç kişi aktivitelere katıldı. Ardından Uzungöl'e doğru yol aldık. Saat 18.00 gibi Uzungöl'e geldik. Hava iyice soğumuştu az fotoğraf çekilip Ada Restorant'a geldik. Önce birer çorba söyledik, sonra ortaya pizza ve patates söyledik. Birer de türk kahvesi sonrası 2200 TL gibi bir tutar ödedik. Bir pizza, lahmacun 750-800 TL falan. Çok fazla arap turist olması fiyatları da haliyle etkilemiş. Saat 20.00 gibi buradan ayrıldık ve otelin yolunu tuttuk. O kadar yorulmuşuz ki gider gitmez odaya herkes hemen uyudu.

Sümela Manastırı
19 Mayıs Salı 2026
Ben bugün için araba kiralamıştım, kız kardeşlerimin ikisi de aktif araba kullanıyor. Seda'ya sordum "kullanır mısın?" diye "uygun şartlar altında uçak bile kullanırım abla" dedi. Normalde böyle gaza gelmem ben ama mevzu gezmek olunca "nolacak ya en fazla" dedim. Fakat Seda turdan çok memnun kaldı "Batum turuna gidelim" dedi. Arabayı iptal ettik, tura kayıt olduk. Sonra dün akşama doğru yeterli sayı sağlanmadığı için tur da bizi iptal etti. Ben Batum'u hiç istemiyordum o yüzden sevindim, Trabzon merkezi gezmeye başladık. Araba kiraladığımızda da sahil şeridindeki ilçeleri gezerek Rize'ye gidecektik, planım öyleydi.
Sabah rahat rahat uyandık ve otelde kahvaltımızı yaptık. İlk durağımız Kostaki Konağı oldu. Konak o kadar güzeldi ki içerisinde çini eserlerden bir de sergi gezme fırsatı bulduk. Ardından çarşıda Metin Usta Hamsiköy Sütlacını denedik. Çarşıdan biraz alışveriş yapıp aldıklarımızı otele bıraktık ve sıradaki rotamız olan Ayasofya Camisine doğru yol aldık. Taksi ile gittik ve 450 TL gibi bir tutar ödedik. Cami çok güzeldi, kesinlikle gidilmesi gereken bir yer...
Sonra taksi ile (400 TL) Boztepe'ye çıktık. Şehir manzarası harikaydı. O manzaraya karşı bir de semaver söyledik. Hafif yağmur eşliğinde, harika manzaraya karşı, lezzetli çay içmek bence gezinin en yıldız olayıydı. Yemek için buraya yakın olan (yine taksi ile - 250 TL) Bordo Mavi Balıkçıya gittik. "Balık çorbasını deneyelim" dedi Seda. Bir balık çorbası, bir hamsi tava, levrek ve salata söyledik. Çorba bence güzeldi, kızlar bir kaşık aldı beğenmedi. Hamsi ve levrek çok tazeydi kesinlikle burayı öneririm. Yanına da kola söyledik toplam 2200 TL hesap ödedik.
Sonraki rotam Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısında pilav yemekti. Kızlar "ne pilavı abla ya?" dedi. Çok meşhur ve güzelmiş dedim ama ikna olmadılar, "taksi ile otele geçelim ben pilavcıya siz de çarşıya madem" dedim. Mekanın çıkışında taksi çağırmıştım ama karşıda yöresel ürün satan bir yer görünce kızlara "siz bekleyin taksiyi" dedim, hediyelik çay almak için ayrıldım. Onlar da taksici ile sohbet etmişler, taksici de pilavcı için demiş ki; "benim hanım da çok iyi pilav yapar ama buranın pilavı başkadır, biz bile arada gidip hanımla burada pilav yeriz, mutlaka gidin, sizi pilavcıya bırakayım." Taksiye bir bindim bizim kızlar da pilavcıya geliyor. Taksici "mutlaka sade yiyin, tadını öyle anlarsınız" dedi. Yol 15 dk falan sürdü, taksi 450 TL tuttu. Biraz sıra vardı ama kesinlikle beklemeye değer... Pilav çok güzeldi, tereyağı çok iyiydi ama kahverengi bir pilavdı ve içinde ne olduğunu çözemedim. Tok olduğumuzdan 2 sade pilav ve 3 ayran söyledik, toplamda 450 TL civarı ödedik.

Ayasofya Cami
20 Mayıs Çarşamba 2026
Çok güzel ve dolu dolu 2 gün geçirdik. Bir daha böyle toplanıp ne zaman bir tatil ayarlarız kızlarla bilmiyorum.
Trabzon şehir olarak çok güzel, insanları biraz sinirli gibi. Şehir bordo mavi renklerle dolu. Kaldırım taşları, duraklar, otobüsler... Hatta pidecideki garsonlar bile trabzonspor formaları ile çalışıyorlardı. Bizim Hilal fenerbahçeli, durakta sigara içerken orta yaşlı bir adam çakmağını istemiş, bizimki de fenerbahçeli çakmağını uzatmış adama... Adam çakmağa bakmış, bakmış, tövbe çekerek sigarasını yakmış. Çakmağı geri verirken de "At ha bunu çöpe" demiş. Bizimki "hayatta atmam abi" demiş. Adam gülümseyip ilerlemiş.
"Ben nerdeydim bu olay olurken?" diyorum, "su almaya gitmiştin" diyorlar. Su almaya da ben gidiyorum güya kardeş olacaklar... Neyse dövüşmeden geziyi bitirdik şükür...

Boztepe
Aşağıda tüm harcamaları kalem kalem hesapladım.
Harcama Raporu (USD cinsinden)
Toplam: 400 USD
Bu gezide, pişman olduğum şeyler ; Atatürk köşkü'ne vakit bulamadık bir de Şölen çay mayıs çayı çok iyidir demişlerdi, o çayı bulamadım.

Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.